Bebeğiniz Banyoda Keyifli Anlar Yaşasın

03 Nisan 2011 Yazan admin  
Kategori Genel, Manşet

Yorumlar kapalı

Birçok bebeğin en büyük korkusu banyo yapmaktır. Bazen anne babalarını resmen çıldırtabilirler. İşte bu problemi yaşamak istemiyorsanız bu konuda tam size göre. İşte banyoda bebeğinize daha keyifli anlar yaşatmak için en güzel püf noktalar sizlerle. Devamını oku

Sizde Bebek Sahibi Olmaya Hazır mısınız?

03 Mayıs 2010 Yazan admin  
Kategori Bebek İstiyoruz, Genel, Manşet

Yorumlar kapalı

Hamilelik, bebeğin ilk kalp atışlarının, ilk tekmelerinin sevinciyle gelen gerçek anlamda özel bir dönem; aynı zamanda çok da zahmetli! Vücut kendini bir bebeğin doğumuna hazırlarken, hormonlarda meydana gelen değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal değişimlere yol açıyor. Elele Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık, Gelişim ve Eğitim Merkezi Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı Bihter Mutlu Gencer anne olmaya hazırlananlara önerilerde bulunuyor.

Hamilelikte birçok fiziksel değişiklik yaşanır. Tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıyla mide bulantıları başlar. Ancak bedensel değişimler kadar duygusal iniş çıkışlar da görülür, mizaç değişiklikleri oluşur. “İyi bir anne olabilecek miyim?” sorusu ise her anne adayı için hatırı sayılır bir endişe kaynağıdır. B,hter Mutlu, “Yaşanan bu değişimler kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir, hatta apayrı uçlarda olabilir. Bazı kadınlar oldukça mutlu ve enerjik iken, bazılarında sürekli bir yorgunluk hissi hakim olur. Bazı kadınlar otobüste kendisine yer verilmesi, elindeki paketlerin taşınması gibi davranışlar karşısında son derece mutlu olurken, bazıları tersine kendilerini aciz ve güçsüz hissedebilirler. Bu sürecin duygusal olarak nasıl geçirileceği anne adayının ve eşinin bir bebek sahibi olmaya, bu dönemin getireceği fiziksel değişimlere ve duygusal iniş çıkışlara ne kadar hazır olduğuyla elbetteki doğrudan ilişkisi var. Yine de hamileliğin getirdiği bütün bu değişimlerle başetmeye çalışırken bebek için duygusal olarak hazırlanmak oldukça güçtür.” diyor.

Bebeğe hazırlanmak ne demek?

Bu sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: “Bir danışanım, ‘bebeğe hazır olduğumu düşünürdüm hep, hiç te hazır olmadığımı o doğduğu zaman anladım; bebek dediğin yatırırsın uyur, yedirirsin yer, giydirirsin, saçını tarayıp kurdele takarsın, ben böyle sanırdım’ demişti. Elbetteki bu süreçle ilgili kitaplar okumak, seminerlere katılmak gibi aktiviteler kişileri bebeğe hazırlamaya yardımcı olur. Ancak “bebeğe hazırlanmak” konusu için yapılacak en yararlı işlerden biri eşlerin bebekle ilgili iletişimidir.”

Bebeğe hazırlanmak genellikle evin bir odasını bebek için değiştirmek, duvar kağıdı, mobilya seçimleri, bebek giysileri, bebek arabası gibi ihtiyaçlar için alışverişe çıkma gibi algılanır. Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne baba adaylarının aynı zamanda psikolojik olarak ta hazırlık yapmaları, bu hazırlığı da birlikte yapmaları çok önemlidir. Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar genelde atlanır. Peki bunun için ne yapmak gerekir? Sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: “Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı nedenlerle mi istediklerini tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş olabiliyor. “Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları arasındaki uçurumlar, hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra ilişkileri olumsuz etkiliyor. Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir platformda, artık ‘aynı çocuk’ için heyecanlanmaya ve plan yapmaya başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin de adımlarını sağlam atmış olurlar.”

Doğuma Hazırlanmak İçin Okuyun

03 Mayıs 2010 Yazan admin  
Kategori Doğum, Genel, Manşet

Yorumlar kapalı

Doğuma Hazırlanmak
“Doğum beni çok endişelendiriyor. Ya başaramazsam?”. Bu soru doğum yaklaştıkça çoğu kadının kafasını daha çok meşgul eder. Tabii bu zamanla değişmektedir. Son yıllarda, tıptaki mucizevi gelişmelerin yanısıra doğuma hazırlık eğitimindeki gelişmelerde kadınların doğum ile ilgili korkularını azaltmaktadır. Ne varki bu eğitim ve hazırlıklar da kusursuz doğum şeklinde bir efsane yaratarak ana babaların bu ideale ulaşma konusunda baskı altında hissetmelerine yol açmadı değil. Çiftler doğum sanki bitirme sınavıymış gibi kendilerini hazırlamaya çalıştılar. Neyse ki doğum eğitimcilerinin çoğu bu konuda bilinçli davranarak herşeyin mükemmel olması diye bir şey olmadığını, tek amacın sağlıklı bir anne ve sağlıklı bir bebek olduğunu kavramış durumdalar. Ve ana babalara hangi şartlarda olursa olsun bunun bir sınav olmadığını ve her durumda, heyecandan yapacağınız herşeyi unutsanız bile, doğumun sonucunun değişmeyeceğini ve başarılı olacaklarını anlatıyorlar. Unutmayın ki kadınlar bu işi yüzyıllardır başarı ile yapıyorlar. Bazı kadınlar doğum sırasında olayları önceden kafalarında tasarlayıp erkenden endişeye kapılabilirler. Şu an yani doğumdan önce size bağırmak, istemeden idrar kesenizi yada bağırsaklarınızı boşaltmak utanç verici görünüyor olabilir. Ne var ki doğum sırasında utanmak aklınıza gelmeyecektir. Ayrıca doğum sırasında yapabileceğiniz yada söyliyebileceğiniz hiçbir şey doğumu yaptıran kişileri iğrendirmeyecek yada şaşırtmayacaktır, çünkü zaten bunları defalarca görmüş yada duymuş olacaklardır. Önemli olan kendiniz olmanız ve nasıl rahat ediyorsanız öyle davranmanızdır.

DOĞUM SANCILARI
SANCILARDAN KORKUYOR MUSUNUZ?

Hemen her kadın çocuğunun doğumunu dört gözle bekler, ama pek azı doğum sancısı çekmeye heveslidir. Özellikle yaşamında önemli biracı çekmemiş olanlar için bilinmeyen bu durumdan duyulan korku çok gerçek ve çok da normaldir. Ne yazık ki bu korku sıklıkla anneler, teyzeler ve arkadaşların anlattıkları dehşet öyküleriyle iyice beslenir. Sancıdan korkmak anlamsızdır, yaşayacağınız sancı beklediğinizden çok daha kötü veya çok daha hafif olabilir. Ancak sancıya hazırlıklı olma konusunda çok şey söylenebilir. Doğumun coşku veren eşsiz bir deneyim olacağı beklentisinde ki kadınlar sonuçta sancı ile karşılaştıklarında düş kırıklığı yaşarlar. Sancı onlar için beklenmedik bir şey olduğu için de bununla başa çıkmakta zorlanırlar. Genelde, hem sancıdan en çok korkan kadınlar, hem de sancılanmayacağını sananlar daha güç bir doğum yaşarlar. Hem zihninizi hem de bedeninizi doğum olayına hazırlarsanız, bu gerginliğinizi azaltabilir ve doğum zamanı geldiğinde de sancıya daha rahat bir biçimde katlanabilirsiniz.

Bu konuda size bazı önerilerimiz var:
Eğitim alın:Eski kuşak kadınların doğumu katlanılmaz bulmalarının bir nedeni de bedenlerinde neler olup bittiğinden habersiz olmalarıydı. Mümkünse eşinizle birlikte doğuma hazırlık kurslarına gidin yada mümkün olduğunca çok şey okuyun.

Harakete geçin:Uygun bedensel antremanları yapmadan bir maratona girmeyi aklınızdan geçirmezsiniz. Doğuma da antremansız girmemelisiniz. Doktorunuzun yada eğitimcinizin önerdiği soluk alıp verme ve rahatlama egzersizlerini dikkatle uygulamalısınız, bunlar doğum sırasında çok işinize yarayacaklar.

Sancıya doğru açıdan bakın:Doğum sancısı ne kadar şiddetli olursa olsun, bu konuda en az iki şey söylenebilir. İlki bir zaman sınırı vardır. O sırada buna inanmasanız bile sonsuza kadar doğum odasında kalmayacaksınız. İlk çocukta doğum süresi ortalama 12-14 saattir ve bu saatlerin yalnızca birkaçı çok rahatsız geçecektir. İkincisi, kesin olarak olumlu bir amaca hizmet eden bir sancıdır. Kasılmalar ve sancılar giderek rahim ağzını inceltir ve açar, her kasılma bebeğinizin doğumunu yakınlaştırır. Olaya bu açıdan bakmaya kendinizi alıştırın.

Tek başınıza olmayın:Doğum sırasında eşinizin elini tutmak istemiyorsanız bile, onun yada bir arkadaşınızın terinizi silmesi, kasılmalar sırasında antrenörlük yapması ve yakınlarınızda olması sizi rahatlatacaktır.

SANCI ÜZERİNE BİR GERÇEK
Doğuma başlamak için rahim kasıldığında, sancılar da başlar. Hatta düzenlilikleriyle birlikte kasılmaların sancılı özelliği doğumun başladığının işaretidir. Sancılar üzerine bilinmesi gereken iki önemli nokta vardır.
Birinci nokta:Doğum sancısı vardır ancak bu son derece değişken bir ağrıdır. Bazı kadınlar çok acı çekerken, bazıları hiç acı çekmeden ve ağrıkesiciye gereksinim duymadan çocuklarını dünyaya getirirler. Bu iki uç arasında dayanılır düzeyde acı çeken kadınlar vardır. Dolayısıyla sancı değişkendir. Daha az yada daha çok sinirli, yorgun ve hassas olmasına göre kadınlar kasılmaların neden olduğu sancıyı daha az yada daha çok hissedebilirler. Sancının kadınlar için bu değişkenliği bazı unsurlar ile açıklanabilir. Bazı ailelerde hava dingindir, doğumdan doğallıkla geçecek bir olay gibi sözedilir. Sonuçta bu ailelerde kadınlar doğuma daha gevşek girerler. Bu birçok kadın doğumcunun ve ebenin yaptığı bir tespittir. Bazı aileler ise olayı o kadar olağan dışı bir şeymiş gibi algılar ve büyütürler ki kadın doğuma son derece gergin ve stresli girer. Doğal olarak da en çok acıyı bu kadınlar çekerler. Bu sancı ister çok şiddetli ister dayanılır olsun, bunu nasıl azaltmalı hatta ortadan kaldırmalı? Bu soruya iki yanıt verilebilir. Birincisi ilaçlar yolu ile olan ağrı kesici tedavidir. İkinci yol ise doğuma acı çekmemek için hazırlanmaktan ibarettir.

Neden bazı kadınlar hiç acı çekmeden doğum olayını gerçekleştirirler? En az acı çeken kadınlar en gevşek olan kadınlardır. Eğer kadın gevşekse bu da korkmamasındandır. Kadın acı çeker çünkü korkuyordur, korkar çünkü doğumun acı veren bir sınav olduğunu hep duymuştur, yine cahil olduğu için korkar; dokuz ay boyunca bebeğin içinde nasıl yaşadığını hiç bilmez, nihayet ne kadar çok korkarsa o kadar sinirli olur. Korku kaslarda bir gerilim yaratır. Çocuğun doğması için gevşek olması gereken kaslar gerilmiştir. Bu da sancıya neden olur, çünkü rahim çocuğu dışarı itmekte zorlanıyordur. Sancıyı yenmek için, korkuyu yenmek gerek. Bu nasıl olacak? Kadına içinde olup bitenleri anlatarak, bebek nasıl yaşıyor, nasıl doğacak açıklayarak. Kadına kaslarını, sinirlerini ve ruhunu gevşetmeyi öğreterek. Kadını doğuma hazırlayacak nefes ve vücut alıştırmalarını öğreterek.

Birçok doktorun katıldığı bir düşünce de şudur:Kadın acı çekiyor çünkü öncelikle konuşma diliyle sancıya koşullandırılıyor. Genelde “ilk kasılmaları hissettiğinizde” denmiyor, “ilk sancıları hissettiğinizde” deniyor. Böylece şu iki sözcük arasında bir ortaklık oluşturuluyor: Kasılma ve sancı. Sancısız doğum tüm bu gerçeklerden yola çıkarak bulunan, kadınlara doğuma hazırlanabileceklerini anlatan, doğumun havasını değiştiren, doğumu yönetmenin öğrenilebileceğini gösteren, vücuda yararlı refleksler kazandırarak, oyuna katılacak kas ve sinirleri eğiten bir devrimdir. Bu başlangıçta sancısız doğum diye adlandırılırken, bugün adı doğuma hazırlanmadır. Ve artık birçok doktor bunu önermektedir.

“Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler” kitabından alınmıştır.


Sağlık Bilgileri